Sıkıcı Raporlar Değil, Sürükleyici Hikayeler: Case Study Nasıl Yazılır?
Case Study Nedir Ve Nasıl Yazılır ?
Bu yazımı yazmadan önce sizlere naçizane bir öneri sunmak isterim karmaşık ve uzun CaseStudy (Vaka çalışmaları) okunmaz.
- Problem– Ne sorun vardı?
- Hedef– Ne çözülmek istendi ?
- Süreç– Nasıl çözdün,hangi adımlar?
- Çözüm- Ortaya ne çıktı ?
- Sonuç- Ne kazandırdı?
- Bu proje neden var?
- Hangi sorunu çözmeye çalışıyordun?
- Kullanıcıların hayatında neyi değiştirmeyi hedefledin?
- ”Bu butonu buraya koydum çünkü…”
- ”Yeşil rengi seçtim çünkü…”
- Uzun paragrafları böl.
- Kalın (bold) yazılarla önemli yerleri vurgula.
- Madde işaretleri (bullet points) kullan.
- Sadece “Kullanıcılar yeni tasarımı sevdi” deme.
- Veya: “İşlem süresi 4 dakikadan 2 dakikaya düştü.”
- Sayılar, sübjektif “güzel tasarım” tartışmasını bitiren en güçlü kanıttır. Veri yoksa bile, yaptığın kullanıcı testlerinden alıntılar yaparak bu etkiyi yaratabilirsin.
Gelin süslü ve o kadar uzun yazdığımız boşuna vaktinizi aldığınız ve hiç kimsenin okumadığı şu çalımaya bir göz atalım neymiş bu Case Study;
Case study=Vaka çalışmasıdır.Bir ürün, proje ya da problemin sürecini,alınan kararları ve elde edilen sonuçları gerçek verilerle anlatan analiz çalışmasıdır.
Hadi dürüst olalım: Tasarım yapmak, kod yazmak veya bir projeyi yönetmek işin en keyifli kısmı. O “flow” anında zamanın nasıl geçtiğini anlamıyoruz. Ama iş, o projeyi “Case Study” haline getirmeye gelince… İşte orada bir duraksıyoruz.
Ekran görüntülerini bir araya getirmek, altına “bunu yaptım, sonra şunu yaptım” yazmak bazen dünyanın en zor işi gibi geliyor, değil mi?
Ama sana bir sır vereyim: İyi bir Case Study, aslında teknik bir rapor değil, problem çözmenin altında yatan başarının bir hikayesidir. Ve bu hikayenin başrolü aslında sensin (ya da senin çözümün).
1. Her Şey “Neden?” ile Başlar
Okuyucuyu (ya da potansiyel işvereni) en çok etkileyen şey, kullandığın fontun adı veya butonun rengi değildir. Onları asıl etkileyen şey, neden o kararları verdiğindir.
Problem→Research→Design→Test→Result
Hikayene bir bağlamla başla.
Örnek: “Kullanıcılar ödeme sayfasında sepeti terk ediyordu. Amacım sadece sayfayı güzelleştirmek değil, onlara güven vermek ve işlemi tamamlamalarını sağlamaktı.”
2. Kaosunu Göstermekten Korkma
Çoğu kişi case study hazırlarken sadece o mükemmel, cilalanmış, süslü püslü pırıl pırıl final ekranlarını koyar, Ohh yemede yanında yat. Ama gerçek hayat böyle değil, biliyoruz.
Karalamalarını, kağıt üzerindeki eskizlerini, “bu olmadı” dediğin denemelerini göster. Hatta başarısız olduğun ve sonradan düzelttiğin yerleri anlat. Bu seni “hata yapan biri” yapmaz; seni “sorun çözen, süreci analiz eden ve gelişen” gerçek bir profesyonel yapar.
İnsanlar senin “sonuca” nasıl ulaştığını görmek ister, sihirli bir değnekle yaratmadığını bilmek onlara güven verir.
3. Bir Dedektif Gibi İz Sürmek.
Burada teknik terimlere boğulmak yerine, zihinsel sürecini anlat.
Keşif: Sorunu nasıl anladın?
Araştırma: Rakipler ne yapıyordu? Kullanıcılar ne diyordu?
Fikir: Aklına gelen o ilk kıvılcım neydi?
Bu bölümü okurken sanki bir arkadaşına, kahve içerken projenin dedikodusunu yapıyormuşsun gibi düşün. “Önce şöyle düşündüm ama sonra fark ettim ki kullanıcılar butonu orada görmüyor bile…” gibi cümleler, kuru bir “A/B testi yapıldı” cümlesinden çok daha etkilidir.

4. Final: Ve Perde Açılır!
Şimdi o cilalı tasarımları veya bitmiş ürünü gösterme zamanı. Ama sadece görseli koyup kaçma. Görselin yanına küçük notlar ekle:
Çözümünün, başta bahsettiğin o “büyük sorunu” nasıl ortadan kaldırdığını kanıtla.
5. Sonuç ve Öğrenilen Dersler (En Önemli Kısım)
Bir projenin bitmesi, her şeyi mükemmel bildiğin anlamına gelmez. Yazını bitirirken biraz öz eleştiri yap veya ne öğrendiğini paylaş.
“Geriye dönüp baksam şunu daha farklı yapardım.”
”Bu projede Figma’nın şu özelliğini keşfettim.”
”Kullanıcı testlerinde beni çok şaşırtan bir sonuç çıktı.”
Bu tevazu ve öğrenme isteği, karşı tarafa “Bu kişiyle çalışılır, çünkü gelişime açık” mesajı verir.
Özetle…
Case study yazmak, “Ben harika işler yapıyorum” diye bağırmak değil; “Benim bir düşünce yapım var ve karmaşık sorunları bu yöntemle çözüyorum” demektir.
O yüzden bir sonraki vaka analizini yazarken robotik dilden uzaklaş. Kendin ol, kendi hikayeni anlat. Çünkü seni diğerlerinden ayıracak olan şey, pikseller değil, o piksellerin arkasındaki hikayendir.
Kalemini, klavyeni eline al ve anlatmaya başla. Senin hikayeni okumak için sabırsızlanıyoruz!
Tamam yazacağım ama nelere dikkat etmeliyim? dediğinizi duyar gibiyim.
”…Peki,temel iskeleti kurduk.Ama iyi bir yazıyı harika bir yazıya dönüştüren o ince detaylar neler? Gel birde madalyonun diğer yüzüne,sık yapılan hatalara bakalım.”
Bölüm.2
Sakın Ama Sakın Tuzağa Düşme (Ansiklopedi Yazmıyoruz)
En sık yapılan hata nedir biliyor musun? Her şeyi, ama her detayı anlatmaya çalışmak.
“Sabah 7.30’da kalktım, kahvaltımı ederken sabah haberlerine baktım, kahvemi hazırladım, kahvemi içtim, dişlerimi fırçaladım işimin başına geçtim derkeen nekadar sıkıcı olduğunu şimdi anladınız değilmi. ”
Hayır, okuyucunun buna ihtiyacı yok. İnsanlar internette okumaz, tarar. Yazını “taranabilir” hale getir.
Araya nefes aldıran görseller serpiştir.
Unutma, karşıdaki kişi (İK uzmanı veya müşteri) muhtemelen o gün 50 tane portfolyo inceledi.
Ona roman değil, sade, fazla abartmadan bir özet sun.

7. ”Biz” mi, “Ben” mi?
Eğer bir ekip çalışması yaptıysan, dürüstlük en büyük silahındır. Bazen “her şeyi ben yaptım” havası vermek isteriz ama profesyoneller bunu hemen anlar.
Şunu açıkça belirtmekten çekinme:
“Bu projede UX araştırmasını Selin ile birlikte yaptık, ancak UI tasarımı ve prototipleme tamamen benim sorumluluğumdaydı.”
Bu, seni yetersiz göstermez; aksine, takım oyuncusu olduğunu ve sınırlarını bildiğini gösterir. Hangi parçanın senin imzanı taşıdığını netleştir.
8. Rakamların Diliyle Konuş
Hikaye anlatmak harikadır ama hikayeyi bir rakamla bitirmek “gol” atmaktır.
Eğer elinde veri varsa, mutlaka kullan.
Şunu de: “Yeni tasarımla birlikte ‘Satın Al’ butonuna tıklanma oranı %15 arttı.”
9. “Mükemmeliyetçilik Canavarını” Sustur
Belki de şu an bu yazıyı okurken “Ama benim projem o kadar da havalı değil” diye düşünüyorsun. Ya da “Yazım tam bitmedi, biraz daha düzelteyim” diyerek yayınlamayı erteliyorsun.
Bırak dağınık kalsın demiyorum ama bitmiş iş, mükemmel iştir.
Dünyanın en iyi case study’si, bilgisayarının masaüstünde “Yeni Klasör (3)” içinde bekleyen değil, insanların okuyabildiği sıkmayan case studyler’dir.
Son Söz: Sahne Senin
Case Study yazmak, kendi kariyerine yazdığın bir aşk mektubudur. Emeklerine, uykusuz gecelerine ve ürettiğin çözümlere saygı duruşudur.
Şimdi o taslağı aç ve yazmaya başla. Unutma, kimse senin hikayeni senden daha iyi anlatamaz.
Bol şans! 🚀




Yorum gönder